üzüldüm…
odanda duruyor, öyle mi?
dediğim gibi odandaki dolap olsaydım, güpegündüz, birdenbire çıkıverirdim odandan…
o çiçekler soluncaya değin dışarıda dururdum hiç değilse.
hoşuma gitmedi.
her şey o kadar uzak ki…
Kartları doğru zamanda doğru yerde oynamak herşeydir, imaj hiçbir şey.
yeşilde çekilmiş videodan bir sahne, keylenmeden önce “durum budur” gibilerinden müşteriye gider…
- çok sempatik olmuş. elinize sağlık ama yeşil bizim direkt rakibin kurumsal rengi, onun yerine daha sıcak birşeyler seçseniz.
Günaydın dünya ve
dünyanın güzel insanları!
Yanan topun tortusu üzerinde dans eden milyar yıllık geçmişimiz ve atalarımızdan bize aktarılan tüm mirasa selam olsun!
Bir nefesle içime doğru çekiyorum aydınlığını… oooooh mis gibi bir yerdeyim!
Nereye baksan engellenemez bir haraket bir akış bir varoluş içinde zerreler, oluş ve yok oluş anları, düzenin dağılıp yeniden kurulmasından keyif alarak dönüyor dünya.
Kuşlar havalanıyor, gökyüzü uçsuzca uzanıyor üzerimizde. Baktığım her varlık bana geri dönüyor ve hafifçe bir öpücük konduruyor yüzüme. Ona sevgiyle bakmışsam daha bir güzel açılıyor bitkilerin çiçekleri. Olup biten herşey senin bakabildiğin ölcüde güzel, aynı ölcüde anlamlı.
Her birimiz bu kutsal deneyimin içindeyiz işte. Farklı düzeylerde algılasak da başka başka anlamlandırsak da bir bütünden ibaretiz ve öylesine işlemiş zihinlerimize dünyanın zamansız ruhu.
U
zayda kendine bir yer seçmiş, salınıp duruyor şu harkulade kapsayıcı, besleyici küreiçinde capcanlı, renkli ve heyecanlı gerçek yada gerçekdışı bir varoluş barındırıyor.Zihinlerimize sığmadığı ölçüde deli!
Dinazorlar, amazonlar, ormanlar içinde binbir türlü varoluş biçiminden geçerken binbir aleme açılan boyutlar, nehirler denizlere akarken, okyanuslar altında denizkızları, bin fersah derinlikte ne dünyalar, fosforlu yaratıklar, bir balinanın midesindeki masada geçirilen bir hayat, hayaller, şiirler, ozanlar, oyunlar, oyunbozanlar…
Hayvanlar ve konuştukları tuhaf dil, bitkilerin, mantarların açtığı kapılar. Güneş, Ay, ateş şaçan Ejderhaların gözünden bir sabah, bulutların üstünde tüy kadar hafif olmaya vardırabiliyor. Varlığın çeşitlenmesindeki olağanüstü durum.
Yoga, meditasyon Kodo davulları, dövüş sanatları. Gongun vuruşuyla başlar, Tibette bir rahibin ağzından çıkan titreşimin dünyanın tonuna denk gelmesiyle devam eder, ifade etmeye duyduğumuz heves… Muziğin hava sayesinde yayabildiği titreşimlerin tüm vucuduna nufus ederek içinden geçtiğinden midir muziğin seni baştan çıkarabilmesi? Seni diyar diyar gezdirebilmesi başka nerde var söyle?
Şamanlar, m.ö 40000 yıl önceye ait Fildişinden bir kaval, periler, huriler, cinler, gördüğümüz ve göremediğimiz anlayıp da anlayamadığımız sonsuzluğuyla, rengarenk birikimle donanmış var da yoklar
Anlı şanlı dağlar, bağlar bahçeler, içtiğin şaraplarda, kadehlerde insanlığa dair bulduğun yoğun geçmiş ve birikim, bilgilerin tuhaf yollarla aktarılmasının şaşırtan aromasını yudumlarken, baharatlar, ipek böceğinin ürettiği birşeyi üzerimize giyebilmek, arıların ürettiği balları kuşkusuzca ağzımıza çalabilmek. Düşünmeye başla daha neler neler bulursun, varlığının özüne doğru yolculukta neler neler olursun.
Mezopotamya, Sümerler, Asurlar, Mayalar Mısır tanrıçaları, Piramitlerdeki gizemi koklayıp, Atlantise dair efsanelere dal ve kaf dağının ardında, Anneler ve teyzelerle Venüs yıldızında, seninle gök kuşağının altında buluşuruz, böyle bir bir günün hayali nerde var?
H
atırladığımız ve nerden bildiğimizi kestiremediğimiz onca bilgi, rüyalarda hiç görmediğimiz yerlerde olabilmeye uyanmak, hiç duymadığımız dilleri duyup anlayabilmek ve gezegen gezegen dolaşıp geri dönebilmek…telepati ve daha nice göremediğimiz tinsel sinyaller...
Bize
armağan edilen, yetilerle, duygularla, beyinle buraya düştük mü evrildik mi ait miyiz bir ömürlük misafir miyiz? işte hepsi bu.
Şu koca
dünyanın üzerinde insan olmak… güneşle siyah güneşten ırak bembeyaz tüysüz bedenler olup doğanın güç savaşında kazanmış olmak! Güç sende artık onu hisset , sömürme sahip olduğun şeyi, sen de olmayana ver biraz kendini belki?
Bir kere geldiysen
üstünde dönüp durmaktan başka çaresi olmayan diyara…Onun yoluna ermek için kendi yolunu bileceksin. Seve seve katlan, bir ömür dolu dolu geçirir de kanatlan!
Tüm sırlara erdiğini sandığı anda
karşısında yepyeni ve koskocaman bir kapının belirmesiyle şahlan!
Evrenin yasalarının, hakikatinin içinde bir hap kadar küçük ve hatta biraz çaresiz olduğuna sevin!
Sen tanrıların küçük çocuğusun ya sevin. - şımar ve şükret! -
Sığın sana seni , bedenini, evini hediye edene, evreni birarada tutan o sınırsız şuurun koruması altında emin ol ve ararken insanlığının sınırlarını metin ol .
İtaat et - kimseye değil - her anın içindeki dengeye ve en uyumlu halinle bırak kendini rüzgarın olduğu yöne ve tüm akışkanlığınla devin! güvenli ellerdesin.
Ayaklarını toprağa bastığında dünyada varolan tüm madenlerin bitkilerin ağaçların hayvanların gücünü hissettiğinde onlarla beraber olabildiğinde o şuurun ve salt sevginin, korkusuzluğun sana doğru akışını izle!
Kahkalar at bu deli hale, ateş yak, şarkılar söyle, kalbini aç, kalbini dinle, korkulardan arınmak için törenler yap, birliktelik için şölenler yap, maceralara atıl, köylerden kovul , dünyayı ele geçirenlerin sana ne olman gerektiğini söyleyenlerin düzenine gül…geç… hayvanlar gibi hep bir arada tutmaya çalışarak kendini ve bütünü içgüdüne kulak vererek ol. Keskin duyularını bilemek için yollar ara yollar bul. Renkleri, tonları geçişleri sesleri ve masalları dinle…uzayda bu hal başka nerde?
Bu deneyim çok özel ve sırf sana mahsus. O özgün varolma biçiminle dünyanı döndür ve altında olabildiğin en iyi biçimde var ol… Işığı ve aydınlığı hisset içinde.
Bunları ben söylemiyorum. İçimdeki bir ses söylüyor.. sen beni boşver, çalsın içinde şarkılar erisin sözler içinde yanan duygularla!
Kedi bakmak Sims oyunundaki relationship olayına çok benziyor. Şirinlikler yapıp, mamasını zamanında verip, kumunu zamanında değiştirdiğinde sana olan sempatisi yani yeşil artılar çoğalırken; en ufak bir yanlışında hemen sana kırmızı eksiler veriyor, aranıza mesafe koyuyor.
Sonra gönlünü almak için binbir taklalar…
İstanbul - Beyoglu’ndan bir kare.
2 gün önce rüyamda bu ağacı bu renklerde gördüğüme yemin edebilirim.
Reklamcı - “Normal İnsan” karşılaştırması. Reklamcıların normal olmadığı teyit edildi. :)
İzlemediğim bazı filmlerin hâlâ mevcut. O da benim ayıbım.
(Kaynak: thelandofcinema)
